Tek bir gün değil, her gün bizim!

Tek bir gün değil, her gün bizim!


Kadın olmak şahane…

Bazen de bir o kadar zor.

Kimi zaman çok şanslı olduğumuzu düşünüyoruz.

Kimi zaman “şanslı olsam erkek doğardım” diyoruz.

Çalışsak da çalışmasak da boş durmuyoruz.

Ancak boş durmadığımızı bazen ispat edemiyoruz.

Neden ispat etmek zorunda hissettiğimizi zaten bilmiyoruz.

Bazen kendimizi aslan kadar güçlü görüyor, bazen korkudan karanlıkta yürüyemiyoruz.

“Kadın kadının kurdudur” cümlesini ayda en az bir kez kursak da en büyük desteğin yine hemcinslerimizden geldiğini biliyoruz. En mutlu anımızda da kız arkadaşlarımıza koşuyoruz, en üzgün hissettiğimiz günlerde de…

İyi ki kadınız. İyi ki varız.

Ve iyi ki haklarımızı arıyoruz.

“Kadınsın sen, bunu yapamazsın” cümlesini duyunca sinirden yerimizde duramıyoruz. Bunu duydukça daha çok mücadele ediyoruz.

Başımız dik olduğu sürece bize bir şey olmaz.

Madem bu ay 8 Mart Dünya Kadınlar Günü var, hem o gün hem de her günümüz kutlu olsun.

8 Mart’tan bahsetmeden yazıya başlamak olmazdı. Zaten konumuz yine kadın. Konumuz, daha önce de yazdığımız gibi: Kendine zaman ayıran kadın. (Bu konuyu çok sık dile getirmek gerek. Çünkü hayatım akışına kapılıp gittiğimizde ilk vazgeçtiğimiz “kendimiz” oluyor.)

  • Evde işin gücün varken yürüyüşte işin ne?
  • Ooo bakıyorum pek rahatsın da spor yapıyorsun.
  • E çocukları bırakıp çıkmaya değer mi sinema için?
  • Evin mi daha önemli arkadaşlarınla bir saat kahve içmek mi?
  • Zaten bütün gün iştesin akşam evinde otur bari.

Cümlelerine ve türevlerine kulakları kapamak ve kendi değerimizi bilmemiz gerek… 24 saat yetmiyor, biz kendimizi düşünmedikçe sanki zaman daha da daralıyor.

  • 15 dakikalık bir yürüyüş
  • Arkadaşla içilen bir kahve
  • Ev işini sonraya bırakıp ya da iş çıkışı gidilen bir sinema
  • Kendini yarım odaya kapatarak okunan bir kitap, izlenen bir dizi öyle iyi geliyor ki, insan gerçekten neden yaşadığını anlıyor.

Aksi takdirde iş – ev- okul –gidilmesi gereken yerler – yapılması gereken alışveriş arasında geçen günlerde bunalıyor, bunalıyor sonra da ya yanlış zamanda yanlış tepkiler veriyoruz, ya hayal kurmayı bırakıyoruz.

Dedik ya madem bu ay Kadınlar Günü var, siz de bu uzun Mart ayını kendinize güzel bir şeyler yaparak geçirin. Zaman ayırın, istediğiniz bir şeyi alın, hayalini kurduğunuz işe odaklanın. Bazen gerçekleşmese bile hayalini kurmak bile güzel.

 

“Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.” Kaynak: milliyet.com.tr

 

Görsel Google’dan alınmıştır.